|
Doğal kaynakların potansiyeli ve bu potansiyellerin
korunarak kullanımı ülkelerin ekonomik kalkınma ve
toplumsal gelişme sürecinde çok önemli ve
belirleyicidir. Ülkelerin ekonomik gelişmesi diğer
etkenlerin yanında doğal kaynakların zenginliği yanısıra
bu kaynakların etkin ve sürdürülebilir kullanılmasına da
bağlıdır. Doğal kaynaklarını koruyabilen, sürdürülebilir
kullanabilen ve geliştirebilen ülkeler uzun vadede
kalıcı başarı sağlayabilmektedirler.
Yaşamın sürdürülebilirliğinin ön koşulu başta toprak ve
su olmak üzere doğal varlık ve kaynaklarımızın
korunmasıdır. Küresel ısınma nedeniyle yaşanan iklim
değişiklikleri, kuraklık ve beraberinde suların azalması
ve kirlenmesi; toprakların amaç dışı kullanımları
vasıtasıyla azalması ve bozulması; ormanların,
meraların yok olması ya da niteliğinin değişmesi ve
bütün bunların sonucunda çölleşmenin hızlanması, açlık
ve yoksulluğun kitlesel boyutlara ulaşması bu temel
yaşam hakkının önündeki önemli engellerdir.
Ülkemiz toprakları çölleşme, çoraklaşma, kirlenme,
sıkışma vb. şekillerde niteliğinin değişmesi sonucu
bozulabildiği gibi, verimli topraklar erozyona uğrama,
tarım dışı amaçlar için hammadde olarak kullanılma gibi
nedenlerle büyük oranda tahrip olmaktadır.
Tarımsal verim artışındaki en önemli girdilerden birisi
sudur. Ülkemizde kullanılabilir su potansiyelinin önemli
bir bölümü tarımsal amaçlı olarak tüketilmektedir.
Değişen iklim koşulları, yağışlardaki düzensizlik, yer
altı ve yerüstü su kaynaklarındaki azalmalar, evsel ve
endüstriyel su talebindeki artış ve tehlikeli boyuttaki
su kirliliği, tarımsal amaçlı kullanılan su
kaynaklarında azalmaya yol açmaktadır.
Ülkemiz toprak ve su kaynaklarının korunması,
geliştirilmesi, bilim ve tekniğin gerekleri
doğrultusunda kullanılması amacıyla düzenlenen II.
Ulusal Toprak ve Su Kaynakları Kongresine katkılarınızı
ve katılımınızı bekler, saygılar sunarım.
Dr. Bülent SÖNMEZ
Enstitü Müdürü
|